(Bu yazıyı okurken hemen şuracığa, sağa bıraktığım şarkıyı dinlemeyi unutma. Senin için fon müziği oluversin)

Bu gezi yazım için bir başlık bulmakta oldukça zorlandım. Bir tarafı keyifli, bir tarafı iç savaştan kalma üzücü anılarla dolu bir şehir Saraybosna. Hayat normal seyrinde ilerlese de gerek yapılarından gerek durgunluğundan belki biraz da kış mevsiminin vermiş olduğu bir ciddiyetten dolayı “Yorgun” buldum bu şehri.

İlk bakışta olumsuzluk içeren bir ifade gibi durabilir yorgunluk. Ama aslında öyle değil. Bu durum acı bir olaydan kurtulmuş ve sonrasını düşünen bir insanın yorgunluğu gibi. Evet yorgun ama umutlu, yaşamayı, hayatı seven samimi insanlarla dolu bir şehir Saraybosna. Çok seviyorum bana bu gibi hisler yaşatan şehirleri. Tarihi olan, yaşanmışlıkları olan, acı da olsa tatlı da olsa anıları olan şehirleri. Hayat her zaman güzel yüzünü gösteremeyebiliyor size ama önemli olan ayakta kalmak, önemli olan zorluklara rağmen her zaman dik durabilmek, hakkını savunmak. Saraybosna ve vatandaşları da bunu başarmış, 1990’lı yılların başında gerçekleşen o acı dolu iç savaştan kurtulmuş ve hayata tutunmuş.

Değişik bir hissiyat!

Saraybosna Havalimanı’na indiğimde hissiyatım ve duygularım biraz yoğundu. Ama soğuk kış gününde bile ilk anda sıcak yüzünü gösterdi Saraybosna. Tabi bunda Türkiye’den gelmenin avantajı yabana atılamaz. Çok sıcak karşılandığımı ve sanki Türkiye’nin başka bir şehrine gitmiş gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Zira havalimanından şehir merkezine gitmek için binmiş olduğum taksicinin sohbeti ve samimiyeti böyle hissetmem için fazlasıyla yeteliydi. Öyle ki, pazarlık yaparak bindiğim takside 5 avro indirim yaptıramazken yaklaşık 50 dakikalık sohbetin ve eminim ki Türk vatandaşı olamamın hatrına adam inerken almadı o 5 avroyu. Benim için güzel başlamıştı Saraybosna gezisi, hem maddi hem de manevi kazançla 🙂

Saraybosna Başçarşı
Saraybosna Başçarşı

Açıkçası bu yazıyı Saraybosna‘yı tanıtmak için kaleme almadım. Özellikle Saraybosna gibi ruhu ve yaşanmışlıkları olan şehirleri gördükten sonra bir duygu patlaması yaşarım. Bu yazıyı da bu patlamanın sonucunda ortaya çıkan bir ürün olarak kabul etmenizi isterim. Hiç merak etmeyin, Saraybosna gezisi izlenimlerimi, ipuçlarını, ulaşım, konaklama, yeme-içme gibi bilgileri de sonraki yazılarımda kaleme alacağım. Şimdi devam edelim isterseniz o tarihi dokuyu, o durgunluğu, o samimiyeti hissetmeye.

Eski Şehir mi, Yaşlı Şehir mi?

Öğle saatlerinde inmiş olduğum Saraybosna‘da otele yerleştikten sonra şöyle bir şehir turu attım. Fragman gibi oldu aslında benim için. Zaten “Old City” yani “Eski Şehir” olarak adlandırılan yere yakındı otelim. Ve benim için zaten burası yeterliydi. “Old City” demişken bahsetmeden geçemeyeceğim. Bunun Türkçe çevirisine “Eski Şehir” diyenler var ama ben bunu “Yaşlı Şehir” olarak adlandırmak istiyorum. Çünkü “Eski” ifadesi insana olumsuz bir ifade çağrıştırıyor. Ama “Yaşlı” kelimesi öyle mi! Yaş demek tecrübe demek, yaş demek asırların birikimi demek, yaş demek farklı kültürler, farklı insanlar, farklı diller ve birçok anı demek. “Ya amma da taktın bu ifadeye” diyebilirsiniz. Ama düşünün biraz, eminim bana da hak vereceksiniz. Bu yüzden ben “Yaşlı Şehir” diyorum buraya.

“Peki neymiş bu Yaşlı Şehrin özelliği” diye sorar gibisiniz. Hemen cevaplayayım tabi. Sokaklarında yüzyılların mimarisini yani Osmanlı zamanında kalma etkileri iliklerinize kadar hissedebileceğiniz bir yer bu Yaşlı Şehir. Hani dedim ya en başta bu şehirde hem yorgunluk hem sıcaklık, samimiyet var diye, işte o sıcaklığı burada buluyorsunuz. Başçarşı da denilen Saraybosna‘nın bu yıllanmış kısmı muhteşem güzelliklerle dolu. Çarşıları, camileri, kiliseleri, sinagogları, hamamları, çeşmeleri, lokantaları, kafeleri ile tam bir kültür şehri. Bu kültürel farklılıklar renk katmış Başçarşı’ya. Aslında bu yapısı ile ülkemizdeki Mardin şehrini anımsatıyor. Farklı kültürler, farklı dinler, diller, tarih kokan sokaklar… Anadolu’da medeniyetin beşiği Mezopotamya ise Avrupa’da da Balkanlardır. Balkanların Mardin’i ise Saraybosna’dır belki de.

Öyle işte sevgili okurum. Seviyorum böyle yaşanmışlıkları olan şehirleri. Anıları olan, bazen hüzünlü bazen mutlu olan, kültürü olan, farklılıkları ile bir arada olan şehirleri. Tıpkı Saraybosna gibi, tıpkı Yaşlı Şehir gibi, tıpkı Başçarşı gibi…

Bu senin için kısa bir giriş olsun, devamı ise çok yakında… Soruların, merak ettiklerin ya da sadece içinden gelen bir şey varsa yorum bırakmayı unutma, sen de ortak ol bu yaşanmışlığa.

Please wait...

Sırt Çantalı Kaşif

Gezmeyi seven, fotoğraf tutkunu bir kaşif. Yeni kültürler öğrenmek, yeni yüzlerle tanışmak, yeni lezzetler tatmak onun için en keyifli aktivite.

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir