Merhaba, ben Sayid Özcan. 1990 yılında Kayseri’de dünyaya gelmişim. Küçüklüğümden beri içimde bitmek bilmeyen bir enerji, aklımda ise tükenmek bilmeyen fikirlerle yaşıyorum. Bu enerjimi de, çoğu zaman sportif faaliyetlere ve gezmeye harcamış biriyim. En başta yüzme olmak üzere, iyi olmasam da futbol ve basketbolla daha sonraları amatör olarak da oynadığım voleybolla çokça vakit geçirdim. Ayrıca, masa tenisi, atletizm de hayatımın içerisinde yer alan spor faaliyetlerinden diğerleri. Yaşamış olduğum sağlık sorunları her ne kadar birçok spordan beni uzaklaştırsa da sporu ve hareketi bu denli seven birisi olarak hala masa tenisi oynar ve bol bol yüzerim.

Bahsettiğim hareketli kişiliğimin yanı sıra küçüklüğümde en çok ilgimi çeken aktivitelerden birisi ablam ve abimle atlas üzerinden şehir bulma oyunu oynamaktı. Önce Türkiye haritasında başlayan bu oyunlarımız, sınırları aştı ve dünya üzerindeki ülkelere sıçramıştı. Öyle ki, daha 8-9 yaşlarında dünyada birçok ülkenin başkentlerine, bayraklarına hakim olmuş ve coğrafi olayları ilgiyle takip eder olmuştum. Bu ilgim lise yıllarında coğrafya derslerine de yansıdı. Yer şekilleri, doğa olayları, doğal güzellikler benim her an ilgimi çekmeye başlamıştı. Buna bağlı olarak, coğrafya ve gezi ile ilgili dergiler okumaya başladım. Bazı insanlara çok sıradan gelen doğal güzelliklerin beni büyülediğini fark etmeye başlamıştım.

Yaşadığımız bu güzel gezegende sadece doğal güzellikler yok tabi. Asırlarca büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış coğrafyalar ve bu medeniyetlerin bizlere bırakmış olduğu eserler de beni en çok etkileyen güzelliklerden birisi olmaya başladı. Seviyorum bir eserin tarihini incelemeyi, o eserin o coğrafyayla olan ilişkisini ve bütünlüğünü. Kimler yaşamış bu topraklarda kimler diye iç geçiriyorum adeta. İşte bu coğrafya ve tarih sevgisi benim hayatımda bazı kapılar açılmasına neden oldu. Nedir bu kapı diye soracak olursanız, bu kısa hayatımı gezmeye adamak diye cevap vereceğim.

Gezmek, görmek, öğrenmek, tarihi incelemek, bizden önce yaşayan insanların yaşadıkları yerde yaşamak… Çok heyecan verici değil mi? Safranbolu cam terasa gittiğimde o devasa kanyonu görünce demiştim kendime, kanyon böyle bir şeymiş demek ki! Memleketim Kayseri’nin Kapuzbaşı Şelalelerinin serinliğini hissedince nasıl da akıyor bu su bu taşların arasından diye hayranlıkla bakmıştım! Neden bu coğrafi güzellikleri yerinde görüp öğrenemiyoruz ki? Neden tarihi sadece kitaplardan öğrenmek zorundayız? Bu kolayımıza mı geliyor, yoksa biz çok mu ilgisiziz? Her şeyi gidip yerinde görmek ve öğrenmek varken sadece kitaplara, dergilere bağlı kalınmaması gerektiğini anladım.

Ben bir öğretmenim ve öğretmenlik bana öğrenciyken ne kadar eksik yetiştirildiğimizi öğretti. Öğretmenlerimi suçlamak değil amacım, hepsine minnettarım ancak sistem bizi hep kitapların başına, test çözmeye ve sınavlarda başarılı olmaya itti. Ve maalesef hala da itiyor! Ama ben artık farkındayım ve diyorum ki herkese, gezin, görün ve kalıcı bir şekilde öğrenin. Üniversite hayatım boyunca başlayan gezi serüvenim, iş hayatına atıldıktan sonra da hızla devam etti. Gezen insanları hep imrenerek takip ettim ve hala ediyorum. Benim de kendimce bir hayalim var. Önce ülkemi gezmek, önce ülkemdeki doğal ve tarihi güzellikleri keşfetmek, ardından da dünya üzerindeki güzellikleri ömrüm ve imkanım yettiğince görebilmek. Köklü medeniyetleri ve bize bıraktığı eserleri merak ediyorum, el değmemiş doğal güzellikleri görmek istiyorum. Tek gayem öğrenmek ve öğretmek, izlenimlerimi de bir günlük halinde burada tutmak.

Kendime Sırt Çantalı Kaşif dememin sebebi merak duygumla, rahat yapımın bir birleşimini anlatmak istemem aslında. Meraklıyım bu yüzden keşfetmek istiyorum, çok fazla eşya kalabalığını sevmediğim için de ufak bir sırt çantası istiyorum sadece. İşte tam da bundan Sırt Çantalı Kaşif diye tanımladım kendimi. Blog yazma amacım keşiflerimde sizleri de bu heyecana dahil etmek ve diğer gezginlerden aldığım ilhamı sizlere aktarabilmek.

Bitirmeden önce hayatımın kısa bir özetini sunmak istiyorum sizlere:

  • İngilizce öğretmeniyim.
  • Gezmek benim tutkum.
  • Spor vazgeçilmezim.
  • Müzikseverim, gitar çalar şarkı söylerim.
  • Fotoğraf çekmeye bayılırım.
  • Yemeği aşkla yerim.

Ve aklıma gelmeyen onlarca şey… Sırt Çantalı Kaşif’i biraz da olsa tanıdığınızı düşünüyorum. Ben de siz okurlarımla tanışmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Fırsat buldukça yorumlarla bana eşlik ederseniz sevinirim. Sevgi dolu günler diliyorum…

Sayid Özcan

Please wait...

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir