Gün doğumunu izlemek için çıkmıştım yola. Dediler ki; “en iyi gün doğumu ve gün batımı Nemrut Dağında seyredilir”, ben de koyuldum yola. Gecenin 11’inde Adıyaman’dan Kahta’ya, oradan da Nemrut Dağı’na doğru sürdüm arabamı. Heyecan verici ve keyifli bir yolculuktu!

Bilinmezliğe Doğru

Nemrut yolu öyle ki, bazı yerlerinde bilinmez bir karanlığa gidiyor gibisiniz. Dar, yer yer asfalt yer yer parke taşlı yollardan süzülerek Nemrut Dağı tesislerine vardım. Sessizlik hakimdi, soğuk bir hava vardı. Nemrut ziyaretçileri öncelikle bu tesise varıp oradan servislerle dağın zirvesine yol alıyorlar. Tesise geldiğimde saat gece 12.00’yi gösteriyordu. Tesisi o kadar güzel yapmışlar ki içerisinde her imkan mevcut. Çay, kahve içebilir, arkadaşlarınızla terasta oturup sohbet edebilir ya da yorgun hissediyorsanız uzanıp uyuyabilirsiniz. Erken saatlerde vardığım için tesise daha kalabalıklaşmadığı için uyuyup biraz dinlenme fırsatı bulmuştum.

Gün Doğumuna Gidiyoruz

Eylül ayında güneşin doğuşunu düşünürseniz tesisten gece 4.00 sularında servislerle Nemrut Dağı’nın zirvesine doğru yol almaya başladık. Onlarca insan dünyanın farklı yerlerinden güneşin doğuşunu seyretmeye gelmişti. Sıcak bir kahvenin ardından soğuk geçecek bir yola koyulduk. Nemrut Dağı’nın zirvesine gün doğumuna gidiyoruz. Servisler bizi zirvenin altında bir noktaya kadar götürdü. Belli ki geri kalanı yürüyerek çıkacaktık. Dar bir patika yoldan onlarca insan zirveye doğru yola koyulduk. Soğuk kendini hissettirdikçe ben üstümdeki kalın kıyafetleri çıkarmaya başladım çünkü terlemek istemiyordum. Yaklaşık 1500 m bu patika yoldan Nemrut’tun tepesindeki tümülüse (höyük anlamına gelen latin kökenli kelime) doğru yürüdük. Bacaklarımda ağrı, vücudumda soğuğu iyiden iyiye hissetmeye başlamıştım. Ama değdi.
Her gün şahit olduğunuz bir gün doğumu ve gün batımı vardır, ve bunları seyretmek tamamen ücretsizdir. Benim tavsiyem bunları kaçırmayın. – Jo Walton –
Nemrut Dağı belki de güneşin doğuşunu seyredebileceğiniz en muhteşem yerlerden birisi. Ben de bu deneyimi yaşayabilmek için çıktım geceden yola ve sonra güneşin doğuşunu seyretmeye koyuldum. Bir yandan üç ayakla video çekimi diğer yandan fotoğraf çekimi derken sonra da uzandım seyretmeye koyuldum o can alıcı kızıllığı. Herkes elinde fotoğraf makinesi, üstünde battaniyelerle güneşin doğmasını bekliyordu. Ve işte o an:

Bir Tarih Denizinde Yüzüyorduk!

Nemrut Dağında güneşin doğuşunu seyretmek oldukça güzel bir deneyimdi. Gün doğumu ve batımını sevenlerin muhakkak bu tarihi zirveye çıkması lazım. Tarihi diyorum çünkü güneş doğduktan sonra arkamıza baktığımızda sanki bir tarih denizinde yüzüyorduk. Kocaman bir höyük ve bu höyüğün eteklerine yapılmış uzunca heykeller. UNESCO tarafından dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen bu tarihi miras Kommagene Kralı 1. Antiochos tarafından tanrılarına ve atalarına duymuş olduğu minnetten dolayı yaptırılmıştır. Babası Pers, annesi Yunan olan 1. Antiochos da kendisini bir tanrı ilan etmiş ve kendine tanrı anlamına gelen “Theos” ünvanını vermiştir. Annesine olan sevgisi üst düzeyde olan 1. Antiochos’un bu sevgisi, Nemrut Dağına yaptımış olduğu heykeller arasında annesine de yer vermesine neden olmuştur. Yaptırmış olduğu heykeller arasında tanrı Zeusun sağına kendi heykelini soluna da tanrıça anlamına gelen “Thea” ünvanını verdiği annesi Laodike’nin heykeline de yer vermiştir. Kommagene Kralı 1. Antiochos ölmeden önce Nemrut dağının zirvesine kendi mezarını yaptırır. Bu mezarın üstüne de kırılmış taşlardan oluşan bir höyük (tümülüs) yaptırır. Bu höyüğün doğu, batı ve kuzeyine de aslan, kartal heykelleri ile birlikte kendisinin, annesinin ve tanrıların heykellerini yaptırır. Boyları yaklaşık 10 m olan bu heykeller kireç taşından yapıldığı için günümüzde rüzgarın etkisiyle yok olmaya başlamıştır. Aslan heykeli yeryüzündeki gücü, kartal heykeli ise gökyüzündeki gücü simgelemektedir. Bu yüzden heykel dizileri aslan ve kartalla başlamaktadır.

Nemrut Dağı Galerisi

Gün doğumu için çıktığım doğu terasından sonra höyüğün etrafını dolaşarak batı terasına da göz attım. Aynı heykeller orada da beni karşılamıştı. Daha sonra tarih denizinden yavaş yavaş dışarı çıkmaya başaldım. Gelmiş olduğum güzergahtan geriye dönerek servisle tesislere geri döndüm ve aracıma atlayıp Nemrut Dağından ayrıldım. Bu zamana kadar gezmiş olduğum en etkileyici yerlerden birisiydi. Nedenini soracak olursanız doğal güzelliği ve tarihi ile büyülendim diyebilirim. Hani derler ya ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden diye, işte öyle bir yer Nemrut!

Referanslar:

  1. http://www.tarihsayfasi.com/medeniyetler-tarihi/kommagene-kralligi.html
Please wait...

Sırt Çantalı Kaşif

Gezmeyi seven, fotoğraf tutkunu bir kaşif. Yeni kültürler öğrenmek, yeni yüzlerle tanışmak, yeni lezzetler tatmak onun için en keyifli aktivite.

1 yorum

Van Gölü Seyahatimden İzlenimler – Sırt Çantalı Kaşif · 21 Ekim 2018 18:28 tarihinde

[…] Gezi Yazılarım Van Gölü Seyahatimden İzlenimler Seyahat Etmenin İnsana Kattığı 5 Değer Balıklıgöl Mucizesi Mağaralar Şehri Hasankeyf Bir Doğa Harikası Kapuzbaşı Şelaleri Büyülü Bir Tarih Deyrulzafaran Midyat’ta Görülmesi Gereken 6 Yer Ben De Gezmek İstiyorum! Nemrut Dağında Muhteşem Bir Gece! […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir